evimin huzura bakan terasında oturmuş geçip giden toplulukları izliyorum...onlara baktıkça yalnızlığımın daha da derinleştiği gerçeğini görüyorum ama nafile vazgeçemiyorum...yanıma çağırabileceğim birlikte bu akşamı paylaşmak isteyebileceğim kimse gelmiyor aklıma...çünkü insanlar ve gözüme soktukları çıkarları vücuduma diktikleri gözleri onları yok ediyor...bu boktan günü sana yazarak dolduruyorum...ya da içimi boşaltıp boş sayfayı dolduruyorum mu demeliyim...evet haklısın yetmez yüzlerce binlerce sayfa içimdekiler boşaltmaya ve evet yok içimdekileri anlatacak kadar çok kelimem...yettiği kadarı yettiğin kadarıyla geçicek bu gece de...
zor gerçekten de çok zor...ne diye sorma bu aralar herşey çok zor...bedenim ayrı ruhum ayrı yorgun...hergün yeni bir ağrı yeni bir acı ekleniyor öncekilere...uyuyorum saatlerce geçmiyor...evden çıkmıyorum günlerce dinlenmiyor bu beden...geziyorum tozuyorum içiyorum unutmuyor bu ruh...mantığım ilk kez bu kadar kifayetsiz...kalbim ilk kez bu kadar isyankar...ve ben ilk kez bu kadar çaresiz...insanlarsa her zamanki gibi riyakar...
beni kendimle bıraksa herkes alsalar vücudumdan şu gözlerini çekseler hayatımın üzerindeki ellerini...ve alıp gitseler bıraktıkları herşeyi...geri verseler benden aldıklarını ilk gün oldukları gibi...herşey eksik ya da herşey çok fazla..tam olan ne var ki zaten şu hayatta...tamamlamaya çalıştıkça eksilen hayatlarımız tam olmaya çalıştıkça kaybettiğimiz duygularımız fazlalıkları atmaya çalıştıkça daha da çoğalan hayallerimiz...bunlar var sadece...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder