28 Kasım 2011 Pazartesi

Halacık

Artık eminim kesinlikle sorunlu biriyim... Küçücük şeylere çok sinirlenebiliyorum, eskiden tepki verir rahatlardım en azından. Şimdi küçücük olduklarını bildiğimden tepki de vermiyorum.Ama içimde büyüdükçe büyüyorlar patlamak üzereyim. İnsanların bana alıştırdıkları dışındaki yüzlerini gördüğümde toparlayamıyorum bir türlü. Sinirlerimi aldırmak istiyorum ve hatta tüm duygularımı. Çünkü kızmaktan çok üzülüyorum.Sebep arıyorum tabi ki bulamıyorum. Çünkü aslında normal olan onlar, ben polyannacılığı fazla seviyorum. Polyanna olabilecek kadar iyi olmamama rağmen üstelik.

Regl öncesi duygusallığındayım, farkındayım ama üzülecek bunu buldum sanırım...Üzülüyorum ya işte ben arkadaşım dediğim insanların bir öyle bir böyle olmalarına. Çok saçma biliyorum, yapabileceğim birşey yok onu da biliyorum ama katlanamıyorum.Halbuki bana ne, herkes kendinden sorumlu, deme.Bunu neden söylüyorum, çünkü ben bana karşı olan tutumlarını geçtim, hayata tutumlarına da üzülüyorum ve de kızıyorum tabi ki.Of biraz salağım galiba...

İlk regl olduğumda teyzem halan gelmiş büyüdün mü sen o kadar kız demişti.Bu duygusallığın sebebi olarak bellediğim halacığım çabucak gelsen de normale dönsem!

2 Eylül 2011 Cuma

http://fizy.com/#s/12hd3s
günün şarkısıymış bu...bişeyler yapmak lazımmış...farketmek lazımmış...çok karışmamak lazımmış...düşünmemek, kaçmamak, kalakalmamak lazımmış...

26 Ağustos 2011 Cuma

Herşey yenilenir

Odamın camında durmuş ,çatıların arasından upuzun ışıklı bir yolu seyrederken ,canımı yakan tüm detaylardan uzak durmaya ,düşünmemeye çalışıyorum...
Yüzeyde basit, derinde koca bir paradox olabiliyor bazen duygular.
Görmezden gelmekse en mantıklı çözüm oluveriyor, tabi başarabilene.Yazabilmek kadar kolay olsa keşke konuşabilmek.Ve keşke bu kadar cazip olmasa imkansızı istemek.Yeniden gözlerimizi kapayıp yeni bir hayale uyanmak mümkün.Şimdi yapılması gereken en zararsız ,en uygun yeri bulmak, o gözleri kapayıp ,sapasağlam açabilmek için.

14 Ağustos 2011 Pazar

ups

bazen yaşadığıma bile inanamadığım ve hatta unuttuğumu düşündüğüm yılların izleri ne kadar derinmiş oysa ki...öyle bir anda öyle bir biçimde beliriveriyorlar ki hatırımda tepki vermeye  mimiklerim yetemiyor..hayır bu bir depresyon yazısı değil...şaşkınlık belki...

29 Haziran 2011 Çarşamba

aşk

aslında aşık olmak yine acıkacağını bile bile yemek yemek ya da sabahları gece yatacağını bilsende yatağını toplamak gibi birşey...bi gün biticeğini bile bile aşık oluyorsun tıpkı doyacağını bile bile yemekk gibi ve bir gün yeniden aşık olacağını bile bile üzülüyorsun yeniden acıkacağını bile bile 3 gün bişey yemem demek gibi: )

8 Haziran 2011 Çarşamba

hani insanlar seni anlıyorum diyolar ya tilt oluyorum.yahu ben zaten açık seçik türkçe herşeyi söylüyorum..  türkçe bilenlerin anlıcağı kelimelerle...buna rağmen anlamayıp seniş anlıyorum diosunuz ya harbiden yalancısınız..ya da seni anlıyorumun anlamını bilmiyorsunuz...insanlar ve bencilllikleri beni benden alıyor...özgürlük kelimesinin içinin boşaltılmasıysa beni kahrediyor.bir başkasının haklarının başladığı yerde senin hakkın biter...hey insanoğlu sana diolar bunu...çokta zor değil lan hayatını başkasının üstüne kurup o başkası da dahil olmak üzere herkesin haklarını çiğnemiceksin hayatını kendi etrafında kurup kendi haklarınla uğraşıcaksın...ama yok olmaz deme...illa kazık yiyince gelcek aklınız başınıza...e sizde haklısınız...kazığa da doymuyoruz ne de olsa...
o değil de midem bulanıyor benim sanırım zehirlendim ya...hemde frambuazdan olsa gerek...kusmayı denedim o da olmadı...nese bakalım çıkarız umarım sabaha..

29 Mayıs 2011 Pazar

kadına bak

Bir konusma sirasinda adamin biri kadinin birine... sormus:
‘Nasil bir erkek ariyorsun?’
Kadin bir süre sessiz kaldiktan sonra adamin gözlerinin içine
bakarak sormus: ‘Gerçekten bilmek istiyor musun?’
Adam biraz isteksiz, ‘Evet’ demis.
Ve kadin baslamis anlatmaga…

Bugün ve bu yasta bir kadin olarak, bir erkege onun benim için
benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabilecegini soracak
konumdayim.
Kendi masraflarimi karsilayabiliyorum; bir erkegin yada bir baska
kadinin yardimina gerek duymadan evimi idare ediyorum.
Böyle olunca, ‘Sen masaya ne koyuyorsun?’ sorusunu sorma
konumundayim.
Adam kadina bakmis. Paradan söz ettigini düsünüyormus.
Kadin hemen bu düsünceyi düzeltmis: ‘Sözünü ettigim, para degil.
Ondan öte bir sey istiyorum. Hayatin her alaninda mükemmeliyeti
arayan bir erkege ihtiyacim var.’
Adam arkasina yaslanip kollarini kavusturarak kadindan biraz
daha açiklama istemis. Kadin baslamis anlatmaga:
‘Kendini zihnen mükemmellestirmeye çalisan birini istiyorum,
çünkü sohbet ve zihnen uyarilma ariyorum. Basit bir adama ihtiyacim
yok.
Ruhen mükemmellesmeye çalisan birini ariyorum, çünkü dengesiz
bir birlesmeye ihtiyacim yok.
Inananlarla inanmayanlarin bir araya gelmesi felakete yol açar.
Bir kadin olarak yasadiklarimi anlayacak kadar duyarli,
ayagimi saglam basmami saglayacak kadar güçlü bir erkek ariyorum.
Saygi duyabilecegim birini ariyorum. Ona boyun egmem için
onu saymam gerekir. Ben ona ne kadar durust ve acıksam,
onunda bana durust ve acık olması gerekir.
Kendi isini,hayatını yürütemeyen adama boyun egemem.
Boyun egme konusunda sorunum yok… yeter ki buna deger biri olsun.
Allah kadini erkege es ve yardimci olarak yaratmis.
Kendine yardim edemeyen adama ben yardim edemem.’
Kadin aklindan geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmis.
Adam yüzünde saskin bir ifadeyle oturakalmis:
‘Çok fazla istiyorsun.’ demis.
‘Degerim çok fazla.’ diye yanitlamis kadin.

degeri çok fazla olan bütün kadinlara…

vuhuuu

Basit biri değilim..!
Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var.!
Ve kahkaha...lara sarılmış anılarım.!
Herkes kadar dertli,bazılarından fakir, çoğundan zenginim.
Taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var.
Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim,
Gidene beddua edemeyen bir dilim var..

Yüreğimi korkak büyütmedim.! "Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir

27 Mayıs 2011 Cuma

!

aptal insanlar uzak durun benden lütfen... akıllı gibi görünüp hayatıma girip sonra napıosunuz o akıllarınızı çok merak ediyorum...

24 Mayıs 2011 Salı

hem çok eksik hem çok fazla

evimin huzura bakan terasında oturmuş geçip giden toplulukları izliyorum...onlara baktıkça yalnızlığımın daha da derinleştiği gerçeğini görüyorum ama nafile vazgeçemiyorum...yanıma çağırabileceğim birlikte bu akşamı paylaşmak isteyebileceğim kimse gelmiyor aklıma...çünkü insanlar ve gözüme soktukları çıkarları vücuduma diktikleri gözleri onları yok ediyor...bu boktan günü sana yazarak dolduruyorum...ya da içimi boşaltıp boş sayfayı dolduruyorum mu demeliyim...evet haklısın yetmez yüzlerce binlerce sayfa içimdekiler boşaltmaya ve evet yok içimdekileri anlatacak kadar çok kelimem...yettiği kadarı yettiğin kadarıyla geçicek bu gece de...
zor gerçekten de çok zor...ne diye sorma bu aralar herşey çok zor...bedenim ayrı ruhum ayrı yorgun...hergün yeni bir ağrı yeni bir acı ekleniyor öncekilere...uyuyorum saatlerce geçmiyor...evden çıkmıyorum günlerce dinlenmiyor bu beden...geziyorum tozuyorum içiyorum unutmuyor bu ruh...mantığım ilk kez bu kadar kifayetsiz...kalbim ilk kez bu kadar isyankar...ve ben ilk kez bu kadar çaresiz...insanlarsa her zamanki gibi riyakar...
beni kendimle bıraksa herkes alsalar vücudumdan şu gözlerini çekseler hayatımın üzerindeki ellerini...ve alıp gitseler bıraktıkları herşeyi...geri verseler benden aldıklarını ilk gün oldukları gibi...herşey eksik ya da herşey çok fazla..tam olan ne var ki zaten şu hayatta...tamamlamaya çalıştıkça eksilen hayatlarımız tam olmaya çalıştıkça kaybettiğimiz duygularımız fazlalıkları atmaya çalıştıkça daha da çoğalan hayallerimiz...bunlar var sadece...

22 Mayıs 2011 Pazar

ya ben anlatamıyorum ya da anlayamıyor kimse...nefes alamıyorum boğuluyorum sanki...inanamıyorum hala anlamlandıramıyorum çıldırıyorum bi başıma...çaresizim hemde çok çaresiz ve hiç böyle hissetmemiştim.fotoğrafları kaldır fotoğraflardaki etiketleri kaldır..evet biliyorum bunları çünkü hergün hala profiline bakıyorum fotoğraflarına bakıp inanamıyorum...son 6 ayımı yaşanmamışş saymak istiyorum...çünkü hangisi daha yalan karar veremiyorum...umuttan da nefret ediyorm çektiğim şu acıdan da...biri artık bana yardım etsin...ondan başkasınn yardım edemiceğini bildiğim halde bunu diliyorum..

19 Mayıs 2011 Perşembe

sinir harbi

ben bu bahar hiç erik yemedim...halbuki eriği çok severim...ben çok uyumayı da sevmem aslında ama bu bahar hep uyumak istiyorum...uyandığımda da herşey bambaşka olsun istiyorum..uyuyorum uyanıyorum herşey yine aynı ben yine yorgun hatta daha da yorgun...insanlar benim gibi olmak istediklerini söylüyorlar çok güçlüsün diyorlar...güçlü olduğumdan mı insanlar beni üzmekten korkmuyor..bu yüzdn mi ezgi nasılsa atlatır diip canlarının istediğini yapıp çekip gidiyorlar...özlemden bile tat almayı öğrendim..üzüntümü bile kahrolmadan yaşıyorum...ama bende üzülüyorum bende ağlıyorum bende yoruluyorum bende yıpranıyorum...sadece sizin gibi bunları diğer herkesin gözüne soka soka yapmıyorum...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

gezdim tozdum yeni insanlarla tanıştım içtim her gece sarhoş oldum dövme yaptırdım ...ama geçmedi...geçmiş gibi yapsam da geçmedi...yalancı yapmacık insanlardan leş kargası gibi tetikte bekleyenlerden beni düşünüyomuş gibi yapıp tek amacı yatağa atmak olan midesizlerden nefret ediyorum...artık herkesten nefret ediyorum...

13 Mart 2011 Pazar

kursak tam olarak neresi?


hevesin kursağında kalması diye bir deyim var hani….çok derin bir mevzu bu bak,doğru da aynı zamanda…bana çok sık olur bu…bi şeyi ne zaman çok istesem,heveslensem,heyecanlansam olmaz…
ama ne zaman unuturum gider aklımdan,oluverir o zaman.ama bişey ifade etmez tabi…
alıştım ama bu duruma da…olmayınca olmuyor…
kader,kısmet mevzusu sanırım azcık bu durum…doğanın dengesi,adaleti.doğa dediysem dil alışkanlığı yoksa bende biliyorum öle bişi olmadığını…evren dicektim ben evren…hani şu enerji v.s. durumları…
iyi düşünün iyi olsun falan…hadi ordan: )
şimdi merak konusu tabi nerden bunların aklıma geldiği…wallahi bende bilmiyorum desem inanan olur mu ki?

11 Mart 2011 Cuma

ben keyfim bide kahyası

neşeli olmayı seviyorum,gülmeyi de.ama bazen somurtma ihtiyacı duyuyorum...somurttuğumda beni kimse sevmiyor sanki ama ben dahil.hadi kendi kendimi sevmemeyi anlarımda neden insanlar üzgün olduğumda suç işliyormuşum gibi davranıyorlar işte onu anlamıyorum...

destek olmaya çalışıp aa hadi gül ama kendine bi meşgale bul olmaz böle bişiler yap diyenler var ya onlara uyuz oluyorum...hiç bi boktan anlamayıp seni çok iyi anlıyorumm haklısın diyenler size ayrı bi gıcığım...iyiyim lan ben gayet iyiyim sadece canım sıkılıyo suratımı asıyorum....sırtımı sıvazlayıp yalancık komik saçma teselli cümleleri kurmayın...anlamıosanız kapayın çenenizi oturun...ilgilenmiosanız ilgileniomuş gibi hiç yapmayın...beceremeyecekseniz yanındayım beraber hallederiz herşeyi demeyin... herkes bi psikolog herkes bi danışman maşallah...
neden bölesin ki acaba? regl misin? dişin ağrıyo ya ondan ... benim yüzümden mi?...evet reglyim evet dişim ağrıo.ama üzgnüm sebep bunlar deil.benim yüzümden mi diyen sebep sen hiç değilsin çünkü sandığın kadar önemli bile olmaı beceremedin henüz...sebep benim sebep babam sebep hava sebep çikolata sebep televizyon...sebep hiç birşey...canım öyle istiyor o kadar....

kandırmak mı kimi kendimi mi?yok artık

ne kadar ben kendime yetiyorum desekte hep birilerine ihtiyaç duyuyoruz.bu yüzden arkadaş ediniyoruz bu yüzden sevgili istiyoruz...hayatımıza aldığımız her insanla büyütüyoruz ama yalnızlığımızı...yok etmeye çalıştığımızın içinde yok oluyoruz...hayatımızda aklımızda kalbimizde olanı yanımızda da istiyoruz...ağlarken gözyaşımızı silsin gülerken gülüşümüzü seyretsin canımız sıkıldığında şunu yap değil hadi gel bunu yapalım desin istiyoruz...yetmiyor işte ne telefon ne de başka iletişim araçları...hepsi havada , hepsi sessiz, donuk kalıyor...

yanınıza geliyorlar gideceği günün stresiyle kalan saatleri sayarak geçiriyorsun günlerini...gidiyorlar bida ne zaman geliceğini bilmeden başlıyorsun hayallere...bi daha görüştüğümüzde şunu yaparız bunu yaparız...tamam yaparız...ama yalnızken naparız? kendimizi kandırmaktan başka naparız? uzaklık iyidir yıpratmaz sevgiyi, özlem kuvvetlendirir ilişkiyi...ya yorulan taraflarımız...onlar noluyor? mutsuzken neden telefondaki o ses yetemiyor? 5 saat telefona ulaşamadığında aklına gelen düşünceler neden delirtebiliyor? ulaşamadığında aradaki 12 saatlik mesafeyi kısaltmaya neden yetmiyor o iletişim araçları...ulaşım araçları...yok yahu hepsi kocaman birer yalan hepsi sıradan...

kendimi kandırmak yoruyor beni...sevmek yetmiyor sanki...karar vermek istemiyorum...akışına bırakarak mutlu olamıyorum...neden duygularımın bir ortası yok ki sanki....sorun uzaklıkta deil yalnızlıkta değil sorun benim sanki....